Ocak Bülteni

Merhaba ! Bugün biraz farklı formatta bir yazı yazıyorum . Ocak ayında ne yaptım , neler oldu vs. . Bu tür yazılar periyodik olarak he...

Merhaba !


Bugün biraz farklı formatta bir yazı yazıyorum .
Ocak ayında ne yaptım , neler oldu vs. . Bu tür yazılar periyodik olarak her ay blogda yerini alacak .

Şimdi öncelikle bu ay İstanbul'da oldukça karlı geçti . Ki yeni yıla girerken "keşke şu karlar erimese yaaa " demiştim .


Aynı zamanda ocak benim için biraz boştu diyebilirim . Böyle bir tembellik geldi bana kayda değer resim vs. hiçbir şey yapmadım . Müzik dinledim epey , size de yeni keşfettiğim gruplardan birini önereyim dedim .


Bahsedeceğim ilk grup Radio Moscow



Grup 2003'te kurulmuş . Amerika kökenli bir grup . Ben kendileriyle Brain Cycle albümlerini dinleyerek tanıştım . Dinledikten sonra da şimdiye kadar keşfetmediğim için üzüldüm .

Hani müzik nasıl anlatılır bilmiyorum , zaten gitardır odur budur pek anlamam ben o yüzden size burada gitarlar efsane davul desen şöyle böyle diye anlatamayacağım . En iyisi siz açın dinleyin kendilerini .

Bu kadar bahsetmişken şuraya da linklerini bırakayım 

Siteleri
Facebook sayfaları
Twitter hesapları


Müzik dışında her zaman yaptığımdan farklı olarak bu ay sinemaya gittim bol bol .

Film afişi



Gittiğim ilk film Quentin Tarantino'nun yönetmenliğini/senaristliğini yaptığı The Hateful Eight ' ti .

Sinemadan , filmlerden öyle pek anlamayan biri olarak yorumlamak gerekirse ; beni filme bağlayan şey kar , soğuk hava , sıcak kahve , şömine , dağ evi havası oldu . Mekanlar , dekorasyon çok güzeldi . Konu olarak beni sıkmadı diyebilirim . Şiddet içeriği sizi çok rahatsız etmeyecekse izlemenizi öneririm .









Copyright © 2015 Twentieth Century Fox 
Film Corporation. All rights reserved.

Bir diğer film ise The Revenant .
Bu filmde görüntülere ayrı bir aşık oldum . Özellikle çekim , mekan seçimi çok iyiydi . Filmde bir süre Leonardo için " E bu adam daha ne yapsın . " diye düşündüm .

Konuya gelirsek biraz sonu tahmin edilebilir bir konuydu . Filmde klişe kısımlar da vardı bana göre . 

Çekim kalitesi , Leonardo'nun oyunculuğu  ( eh Tom Hardy'nin de hakkını yememek lazım film boyunca canlandırdığı karaktere sinir oldum -olması gereken de buydu sanırım- ) bana filmi izleten etkenler oldu .

Bu filmi beğeneceğinizi düşünüyorum .







Bir de kitap önermek istedim .
Aslında biraz hile gibi olacak çünkü bu kitabı aralık sonu gibi bitirdim .


Kırmızı kedi yayın evinin klasikler adında bir dize kitabı var . Kitapların kapak tasarımları o kadar tatlı ki hepsini alıp okumak istiyorsunuz . Uzun süredir Rus edebiyatını biraz keşfetmeye çalışıyordum . O yüzden Dubrovski'yi almaya karar verdim .

Öncelikle kitap bana nedense aşırı akıcı geldi iki uzun otobüs yolculuğunda hemen bitiverdi . 

Konu olaraksa okumayı çok sevdiğim bir tür aslında . Derebeylik sistemini , toprak ağalığını , köylülerin bir mal gibi sahiplenilmesini vs. eleştirmiş Puşkin . 

Kesinlikle okunmalı hatta çevreye de tavsiye edilmeli !



Bu ayın yazısı bu kadardı. Umarım okumaktan zevk almışsınızdır .

Bu arada şu anda Akbank Sanatın Japon konsolosluğu ile ortaklaşa gerçekleştirdiği Japon filmleri festivali devam etmekte . Şubat yazısında bahsedeceğim tabii ama belki kaçırmış olmak istemezsiniz diye şimdiden yazayım dedim .

Öneriler , görüşler , fikirler , sorular ve diğer her şey için bana fircalibuyucu@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz .

***Bu yazıdaki fotoğraf ve resimler bana ait değildir.

Bunlar ilginizi çekebilir .

0 yorum

İzleyiciler